one trip one noise

11 kişi kendisini tutuyor, 4 arkadaşı var.


30.10.1979 doğumlu, 28 yaşında. vasıflarından arınmış yıkım ekibi olarak çalışıyor.
  • bloguna son yazdığı yazı: yorumsuz.

fight club

where is my mind?

noir desir

A l'envers, à l'endroit

noir desir

one trip one noise

FAIRUZ

singer from heaven

fairuz

Yalla Tnam Rima

Nusrat Fateh Ali Khan

sufi

Nusrat Fateh Ali Khan

sufi

tuğla koleksiyonu rss kaynağı

arkadaşları neler demişler?

sevgili epsil humanizm bir burjuva ideolojisi degildir. turkce anlami insanliktir .insanlik ideolojisi devrimcilere ait bir olgudur .ne kadar humanist degerler varsa sahipleri bizleriz.can arkadasim.

bayarca   11 Haziran 2008 09:52  

"....Kelimeler yetse daha neler neler buldum
Elimle koymuş gibi huzurluyum
Geniş ve loş bir yer istersen sen de bir uğra
Doğru yanlış iyi kötü herkes orda
...."
:) hoşgeldin tekrar, renk getirdin!

in vino veritas   09 Kasım 2007 23:49  

sonradan nefret edeceğin şeyler öğrenmek

epsil10   19 Eylül 2007 01:22  

okul açılacak ya o aklıma geldi birden

epsil10   19 Eylül 2007 01:52  

ee, okul bu..açılır işte terbiyesiz..laftan anlamaz ki:/

benbilmembeyimbilir   19 Eylül 2007 01:55  

bişey yapmalı.
henüz hangi konuda ne yapmalı bilmiyorum ama bişey yapmalı işte :/

benbilmembeyimbilir   18 Eylül 2007 03:16  

ben birşeyler bulurum konu olarak ama ne yapılacağını fikir alışverişine bırakıyorum.

epsil10   18 Eylül 2007 03:27  

doğru, memlekette konu mu biter?

benbilmembeyimbilir   18 Eylül 2007 03:30  

ya da a gönderme olmuştur? ne dersin?

epsil10   18 Eylül 2007 03:30  

ona gönderme olduysa, yok ben vazgeçtim.
ne olalım, ne de bulalım en iyisi :I

benbilmembeyimbilir   18 Eylül 2007 03:33  

bense bugün evden çıkmayışımın altıncı gününü sade bir törenle kutladım..
pazar filan da göremedim evin içinde doğal olarak :/

benbilmembeyimbilir   14 Eylül 2007 02:17  

nedense evden çıkmadığım zamanlar tedirgin edici bir duruma giriyorum delirdiğimi sanıp kendimi sokaklara atıyorum sokaklar ne güzel kendimi daha bir cesur hissediyorum (mesela evde köpeklerden korkan biri olarak sokak köpeklerinden hiç ama hiç korkmuyorum)

epsil10   14 Eylül 2007 02:18  

ev köpeklerinden ben de korkuyorum..her birini sahipleri kendi kafalarına göre (güya) eğitip doğalarını bozuyorlar..bu yüzden ev köpeklerinin ne zaman ne yapacakları belli olmuyor..
ama sokak köpekleri vasıfsız düz köpek işte.hatta kopak..onlardan korkmuyoruz işte bu yüzden :I
bu kadar uykusuzluğa ancak bu kadar teori çıkıyor işte.

benbilmembeyimbilir   17 Eylül 2007 01:09  

demek ki uykusuz kafalar benzer teoriler üretiyor. bana kalırsa köpekleri geri doğal hayata salalım derim ama artık onların doğal hayatı kalmamış sayemizde

epsil10   17 Eylül 2007 01:12  

benim oturduğum yerde at kadar sokak köpekleri sürüler halinde geziyorlar. onların doğal hayat sandıkları yer bazen bizim otopark filan olabiliyor.
galiba onların da bizim de kafamız karışık.

benbilmembeyimbilir   17 Eylül 2007 01:16  

karıştırıcı faktör bizim tarihsel gelişimimiz diye sahiplendiğimiz şey oluyor aslında

epsil10   17 Eylül 2007 01:16  

öyle uykusuzum ki, şu yazdığına hemen demek geldi içimden..

benbilmembeyimbilir   17 Eylül 2007 01:18  

çabucak kaçmak için mi?(uykunu kaçırmadan)

epsil10   17 Eylül 2007 01:21  

yok kaçmak için değil..şimdi tarihsel gelişim filan demişsin ya, ohoooo yaz yaz bitmez diye :/

benbilmembeyimbilir   17 Eylül 2007 01:27  

bu konuyu bildiğini varsayıyorum ama sınavda sorucam sonra ona göre

epsil10   17 Eylül 2007 01:29  

ben geldim
ama yalnızlık getirdim hepinize yetecek kadar

epsil10   13 Eylül 2007 01:08  

tamam da, böyle dramatik gelişler istemiyoruz :/
şimdi git, biraz eğlenceli gel lütfen.

benbilmembeyimbilir   13 Eylül 2007 01:43  

aslında eğlenceli olanlarını seçtim pazarcı abi yapma ya diğerleri ne alacak dedi ben biraz fazla para teklif ettim kabul etti. bu arada bugün pazar nerede?

epsil10   13 Eylül 2007 01:46  

ankara'da çarşambaları nerde pazar var bilmiyorum iyi mi?
aferin bana :I

benbilmembeyimbilir   13 Eylül 2007 01:51  

neyse yarın yenişehir pazarı var.:
-bir pergel bir cetvel bir de çukulata alacağım

epsil10   13 Eylül 2007 01:51  

bak konuyla ilgili pek acıklı bir şarkı vardır..onu hatırladım şimdi..

.
pazara gidelim
bir tavuk alalım
pazara gidip bir tavuk alıp....ühü..devam edemiciim..çok hüzünlü çoook..

benbilmembeyimbilir   13 Eylül 2007 03:06  

ben bugün evden akşam saat 7 deçıktım ve kızılay bomboştu. pazar ise sosyete pazarı kıvamında benim uzağımda bir yerlerde kurulmuştu.

epsil10   14 Eylül 2007 02:10  

bugün üzerime ince şeyler giydim üşüdüm belki de uykusuzluktandır

epsil10   10 Eylül 2007 22:42  

eğer susuzluk da hissettiysen, kesin uykusuzluktandır..ben de nedenini bilmiyorum ama öyleymiş.

benbilmembeyimbilir   10 Eylül 2007 22:44  

evet o kadar çok su içtim ki herhelde bir varil kadardı. yaşasın insomnia o halde.

epsil10   10 Eylül 2007 22:49  

uyku düzeninin bozulmasıyla insomnia'yı karıştırıyor olabilir misin?
bence olabilirsin.

benbilmembeyimbilir   12 Eylül 2007 02:14  

haklı olabilirdin ama 2002 den beri böyle devam ediyorum

epsil10   12 Eylül 2007 02:35  

bir taraftan işgal edilen istanbul imajı gözleri yaşartır o filmde ama biz işgalcilere güleriz . küçük nuran mesela çok ilginç bir figürdür (gerçi filmde çok az görürüz ilk şarkı yarışmasında) diğer yandan ali nazikin yaptıklarını onaylıyor falan değilim zaten. ama işgalci yalnızca göç falan değildir. istanbul her daim işgal altındadır zaten ama artık dayanacak gücü yoktur (muhsin bey aslında istanbulun kendisidir) ve kendini alavere dalavere ile bir aptal bahsi kazanmaya iten koşulları değiştirmektense teslim olmayı seçer hangisi daha insancadır?

epsil10   09 Eylül 2007 22:47  

teslim olmayı seçen (!) muhsin bey mi, yoksa istanbul mu? eğer bu adam senin dediğin gibi istanbul'un kendisiyse teslimiyet kaçınılmazdır..bir şehir, içinde yaşayanlara teslim olmamak gibi bir yeteneğe sahip değildir ki?
şehrin sembolü olarak değil, insan olarak bile düşünürsen aslında tek taraflı bir teslimiyet de yoktur..ali nazik ve muhsin bey'in birlikte çatıda kaldıkları sahneyi hatırla..her ikisinin de yükseklik korkusu vardı.. (yükseklik korkusu denilen şey aslında nedir o zaman?) ikisi de korkudan aşağıya bakamadılar ve düşmemek için birbirlerine sarıldılar..(sarılma=teslimiyet)
birbirlerine teslim oldular.

benbilmembeyimbilir   09 Eylül 2007 22:55  

aklımdan geçenleri okuyorsun tam da buydu. yükseklik korkusunu yenen istanbul teslim olmalı mıydı? bence hayır!

epsil10   09 Eylül 2007 22:58  

zaten filmin sonunda dikkat edersen taraf yoktu ki:/
dişçi kirkor, ev sahibi madam, muhsin kanadıkırık, ali nazik, şarkıcı sevda hanım...kazanan kimse yoktu.
yeni istanbul,bu insanların birinin bile diline, kökenine, sıfatına, eğitimine, cinsiyetine, mesleğine, iyiliğine-kötülüğüne, hatta gözünün yaşına bile bakmadan kendi içine aldı ve değirmenin taşları dönmeye başladı :I
ha bu arada filmin sonunda ufak biyerde aşk kazanmış oldu..yani bu kadar kayıptan bahsedip yine de gibisinden bir gram gülümseme vermiş oldular..
fakat filmin tümüne, eğer doğudan gelip mis gibi istanbul'u işte böyle mahvettiler gibisinden bakılıyorsa kusuruma bakılmasın da bakan kişinin kötü niyetli olduğundan şüphelenirim..
çünkü ali nazik benim hemşerimdir :I

benbilmembeyimbilir   09 Eylül 2007 23:09  

benim öyle bir bakışım yok zaten tek işgalci o değildir filmde iyice gelişip serpilmeye başlayan mülkiyet ilişkileridir asıl işgalci. hem ben meseleyi öyle yorumlamamak için yeterince duygusal nedenlere sahibim hemşehri olmamakla birlikte aynı coğrafyadan geliyorum ali nazik'le

epsil10   09 Eylül 2007 23:15  

bir beyefendidir. elit ya da elitist olmakla hiç alakası yoktur.

benbilmembeyimbilir   09 Eylül 2007 21:37  

muhsin bey'in kendisi elit ya da elitist olmayabilir ama film taşıdığı değer yargıları açısından öyledir diye düşünüyorum.

epsil10   09 Eylül 2007 21:47  

filmin taşıdığı en önemli (hatta belki de tek) değer yargısı insan olmak ve insan kalmaktır..
elitist bulunan yargı bu mudur?

benbilmembeyimbilir   09 Eylül 2007 22:03  

insan olmak insan kalmakla eski istanbul değerleri arasında kurulan özdeşlik ilişkisidir elitist olan.

epsil10   09 Eylül 2007 22:08  

bu noktada seni rahatsız eden asıl şeyi galiba biliyorum..kibar olan tarafın istanbullu olup, kaba ve görgüsüz olarak anlatılan tarafın başka bir bölgeden seçilmesi..
muhsin kanadırık, şarkı söyleyen kişilerin nota bilmesini savunan, sanat müziğini seven ve çiçekleriyle konuşan bir adam..peki bu karakterde olan bir insan için istanbullu olmasının seçilmesi neden uygun olmasın? üstelik bu adam istanbul'un yerlisi ve yaşı da ilerlemiş:/

benbilmembeyimbilir   09 Eylül 2007 22:21  

mesela ben artık füsun demirel'in başrolde olduğu bir film olmasını istiyorum.. yani bu başrol kadın oyunculuk kavramı daha ne kadar böyle tekdüze olacak?
hülya avşar'ın filmin esas kadını olmasından kimse sıkılmadı mı yani :/

benbilmembeyimbilir   09 Eylül 2007 02:55  

bir sinema değil ama sıdıka da başrol oydu aslında. diğer taraftan kadın oynadığı bütün filmlerde nasıl oluyorsa başrol kadın oyuncusundan daha çok hatırlanmayı başarıyor en azından benim izlediğim filmlerde etkisi oydu.

epsil10   09 Eylül 2007 02:58  

sadece 70ler mi, hint sinemasına bin basar? yerli sinemanın en kötü dönemi olan (nitelik olarak değilse de kriz dönemi açısından) 88-94 arası filmlerimiz bile, hint sineması kadar pespaye değil.
diğer malum dönem içinse doğrusu kişisel izleyicilik deneyimim olmadığı için, fazla bişey söyleyemem :)

benbilmembeyimbilir   09 Eylül 2007 00:29  

ben çekilen film sayısı açısından bir kıyaslama yapmıştım. zaten hint filmleri çoğunlukla romeo jülyet formatında kurgulanmıştır.( avare ayrı bir yerde durur benim açımdan. hem hint filmidir hem değildir belki nargis yüzündendir) senaryodan çok şarkılar vardır. ha o malum dönem filmleri italyan filmlerinin kötü kopyaları olmakla birlikte epey tiyatro sanatçısının hayatını devam etmelerine yardımcı olmuştur sadece zerrinler aydemir akbaş, bülent kayabaş hatırlanır o dönemden ama hadi çaman, orçun sonat 'a ve cüneyt arkın filmleri figürasyonun demirbaşları olan arkadaşların pornolarda görülmesine kadar uzanır liste. ne yapalım bizim kuşak sinemaların krize girdiği dönemde büyüdüğü için ergenlik çağımızda destek almış bulunduk sinemalarda tek film izlenebilmesini bu yüzdendir hala yadırgarım:)))

epsil10   09 Eylül 2007 00:38  

iyi ama onlar sadece film değil mi? yani yapılan şeyin adı olmasa gerek?

benbilmembeyimbilir   09 Eylül 2007 00:41  

sinema, evet ya ben konuyu dağıtmışım:)))

epsil10   09 Eylül 2007 00:48  

üzülme, türk sineması buna alışkın zaten..bir vakitler yapımcılar da aynen senin yaptığını yaparlarmış :)

benbilmembeyimbilir   09 Eylül 2007 01:00  

yapımcıların olumlu hiçbir katkısını hatırlamıyorum türk sinemasında. yıllarca sırf akrabaları olduğu ya da tanıdıkları olduğu için çocuk oyuncular sezercik, ömercik, ayşecik gibi isimlerden oluşmu ha bir de parla şenol var tini mini hanım mıydı neydi?

epsil10   09 Eylül 2007 01:05  

tini mini hanım olan, ayşecik'ti..
ayşecik zaten yönetmen kızı, ömercik onun kuzeni, parla şenol da baba ve halası tarafından tiyatrocu..(halası jeyan mahfi)
fakat tüm bu isimlerin aslında hiç bir zaman çocuk olarak oynamadıklarını veya oynatılmadıklarını farketmişsindir. hepsi de neredeyse tüm filmlerinde birer yetişkin prototipi gibiler. çünkü filmlerin tamamı diğer yetişkin oyuncuların gözünden çekiliyormuş..seyredince bunun böyle olduğunu anlıyoruz zaten.
bir çocuğu, sadece çocuk olarak gören, ve daha da önemlisi tüm filmi bir çocuğun gözünden anlatan film "uçurtmayı vurmasınlar" dı.. ozan bilen kadar inandırıcı bir çocuk daha görmedim ben.. inandırıcıydı, çünkü kendisinden yapması istenmemişti.. tüm bir film boyunca bir çocuk sadece çocuk olarak konuştu, düşündü, baktı..

benbilmembeyimbilir   09 Eylül 2007 02:43  

değerli hatırlatmaların için çok teşekkür ederek uçurtmayı vurmasınlar'a geçiş yapmış olmak beni çok duygulandırdı. henüz yeniyetme dönemlerimde izlerken olayın sadece mizah boyutuyla ilgilenmiş olduğumu farkettim. oyunculuk açısından yetişkinlerin arasında çocuk kalmak ciddi bir sınav olmalı ozan bilen için.ama yüzünün akıyla çıkmış ha unutmadan füsun demirel her zamanki oyunculuğuyla ayrı bir hava katmış filme.

epsil10   09 Eylül 2007 02:50  

farkında olduğunu farkedememek temasını zaten bir filmde işlemek istediler.. ama sonuçta bi baktılar, filmi olmuş..
bir dönem türk sinemasının da aklı bayaa bi karışıkmış anlaşılan.

benbilmembeyimbilir   08 Eylül 2007 04:19  

türk sinemasının pek akıllı olduğunu söyleyememekle beraber aklının karışık olması da ayrı bir mevzu. farkındalık, sezercik ten polat alemdar a dönüşüm sürecinde her yanıyla türk sinemasına nüfuz etmiştir sanırsam.

epsil10   08 Eylül 2007 22:54  

ama ben türk sinemasını seviyorum?
sanat filmleri hariç :I

benbilmembeyimbilir   08 Eylül 2007 23:07  

ayrıcalıklı olduğu söylenebilir türk sinemasının ama her bir taraftan kuşatıldığı da olasılık dahilindedir. bu yüzden dönemsel dönüşümleri arasında keskin ayrım çizgileri seçilir. ben de severim türk sinemasını çünkü eleştirmenlerin de ekmek yemesi gerek ve en bol malzeme de burada

epsil10   08 Eylül 2007 23:14  

peki, türk sinemasını ayrıcalıklı yapan nedir?

benbilmembeyimbilir   08 Eylül 2007 23:23  

yokluğun gücü sanırsam bu yüzden çok yaratıcı ve özgün biraz da pratik zekası yüzünden

epsil10   08 Eylül 2007 23:26  

yani, hint sinemasındaki pespayelik (kişisel görüşüm) türk sineması'nda yoktur..(yok mudur)onlar gibi nerdeyse yılda beşbinüçyüzaltmışbeş film çekip, sonuçta ortaya bir hiç çıkarmak:/

benbilmembeyimbilir   08 Eylül 2007 23:50  

daha farklı birşey örneğin arabesk filmler hariç filmlerde ki müzikler özgündür . bazı filmleri kötü olanlarını bile iyi müziklerle hatırlarız (cahit berkay büyük adam demek ki)( melih kibar hababam sınıfı ve dönemin komedi-dramlarının hemen hemen hepsinin müziğinin altında parmağı vardır)
bir de kaygı taşımadığı sürece naiflik filmleri sınırların ötesine taşır. ama illa mesaj diye tutturunca zaten sanat filmi oluyorlar. (abi ben öyle bir film yapacam ki herkes öyle bakakalacak ama bi halt anlamıycak aslında bu filmlerin çoğunun temel mesajı) anlatılan birşey yok anlatım gücü yok bak 70ler bu noktada hint sinemasına beş basar komedi-dramların yanısıra erotik-komedilerle çok fazla film çekilmiştir. (ama yaratıcı pratik zeka bu filmlerde de isimler anlamında etkili olmuştur ve cinsellik dili bu filmlere göre şekillenmiştir neredeyse)

epsil10   08 Eylül 2007 23:59  

birbirinden derin bu cevapların yüzünden galiba bir ay kadar bu not kutusuna bişey yazmama gerek kalmadı..
hadi geçmiş olsun.
(bence buna da cevabın olacak)

benbilmembeyimbilir   08 Eylül 2007 02:57  

bir de klasik son: katil uşak.

benbilmembeyimbilir   08 Eylül 2007 03:33  

yok olmayacak ama senin kendi tasarrufunda olan birşey için senden yazı yazmanı talep edemem. yaralarımı tımar etmeye uğraşırken aklımı yitirdiğimi de söyleyebilirim. hani biraz daha yazsan da şöyle lafın belini kırsaydık derim sadece.

epsil10   08 Eylül 2007 03:43  

aklını mı yitirdin? hah buyur burdan yak, adam deliymiş meğer..
hemmmen kaçarım..

benbilmembeyimbilir   08 Eylül 2007 03:58  

farkındalık temasından yola çıkıp buralara kadar gelmişsin. bence seni kırk yıllık borçlandırma sürecine dahil etseydim bir içseydin tuğlaların arasında. ama madem deli,lerden kaçılıyor buralarda ben de kendimden kaçayım!

epsil10   08 Eylül 2007 04:02  

farkındalık temasından yola çıktığımı hiç farketmemiştim.. bak işte, bazen de bişey yapıyoruz ama ne yaptığımızı bilemiyoruz demek ki?

benbilmembeyimbilir   08 Eylül 2007 04:10  

farkında olduğunu farkedememek gayet ciddi bir film konusu olabilir (yerli sinemanın elinde neye döner pek bilmem ama)

epsil10   08 Eylül 2007 04:12  

ne gülüyorsun, çok mu komik? gülme hakkını kullanıp kullanmadığını biarkaaşa kontrol ettirdim..
sonuç içler acısı..seni kendi kendine gülerken görmüşler.

benbilmembeyimbilir   08 Eylül 2007 02:36  

mümkündür

epsil10   08 Eylül 2007 02:38  

bir diğer hasta olduğumuz cevap da cevabıydı zaten.
evet, bu doğrudur ve mümkündür.

benbilmembeyimbilir   08 Eylül 2007 02:40  

doğrudur

epsil10   08 Eylül 2007 02:45  

tabi..eksik bırakmamak lazımdı zaten..
bak şimdi negzel oldu.

benbilmembeyimbilir   08 Eylül 2007 02:47  

ütopya mı distopya mı?

in vino veritas   02 Eylül 2007 23:09  

peki hayal mi gerçek mi :)

in vino veritas   06 Eylül 2007 23:32  

gerçek

epsil10   07 Eylül 2007 00:09  

para mı idealler mi? :))

in vino veritas   16 Eylül 2007 11:35  

idealler

epsil10   17 Eylül 2007 01:16  

idealler!! kesinlikle katılıyorum. bu not kutusu kotasını bu kelimeyle doldurmuştur. daha fazla söze gerek yok! :)

in vino veritas   18 Eylül 2007 20:10  

ne sataşıyon lan arkadaşlarıma döverim bak haaa!!

blackhors   24 Temmuz 2007 09:30  

bana uyar istersen yanında bir kaç arkadaşını da getir

epsil10   24 Temmuz 2007 21:04  

hep sorun oldum bu yüzdendir beni sevmek sevmemekten daha zordur.etiketlerin bircoğu bir arkadaştan yadigar saklıyorum. belli ki katılıyorum.

epsil10   02 Mayıs 2007 06:30  

yıkım ekibi rss kaynağı

adresi: http://epsil10.sosyomat.com/blog
0 yorum var - 24 Aralık 2007 12:27 yazılmış
0 yorum var - 18 Aralık 2007 16:34 yazılmış
2 yorum var - 19 Eylül 2007 03:11 yazılmış
aferim1

lityum

2 yorum var - 17 Eylül 2007 21:47 yazılmış
2 yorum var - 17 Eylül 2007 00:40 yazılmış
3 yorum var - 13 Eylül 2007 02:30 yazılmış
4 yorum var - 09 Eylül 2007 23:50 yazılmış
aferim1

yol

8 yorum var - 09 Eylül 2007 02:43 yazılmış
3 yorum var - 09 Eylül 2007 02:08 yazılmış
2 yorum var - 06 Eylül 2007 02:37 yazılmış

Sosyomatlar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. Beşiktaş

    Beşiktaş

    1420 üyesi var. üyelik serbest.
  2. marksist idman yurdu

    marksist idman yurdu

    627 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  3. çocuk pornosuna hayır

    çocuk pornosuna hayır

    405 üyesi var. üyelik serbest.
  4. star wars

    star wars

    234 üyesi var. üyelik serbest.
  5. anti yeni sosyomat

    anti yeni sosyomat

    482 üyesi var. üyelik serbest.
  6. sosyo enternasyonal

    sosyo enternasyonal

    36 üyesi var. üyelik serbest.
  7. gruba işeyenler

    gruba işeyenler

    5 üyesi var. üyelik serbest.
  8. elitlere karşı avamlar

    elitlere karşı avamlar

    1 üyesi var. üyelik serbest.



 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ